03 Nisan 2025, 21:13 tarihinde eklendi

Teklifi Hükümler Açısından Haram/Vacip

Teklifi Hükümler Açısından Haram/Vacip

Teklifi Hükümler Açısından Haram/Vacip

Haram/Hurumet sözlükte yasak, engel, saygı duymak, istenmeyen, mahrum bırakmak gibi manalara gelir.

Usul ilmi Açısından: Allah'ın dinin asılları açısından şirki, küfü ve kula kulağa sebep olan her türlü itikat, söz ve ameli yasaklamak iken, şeriatın vacipleri açısından içki, zina ve benzeri şeyleri yasaklamayı ifade eder.

Haram'ın Tarifi;

Allah'ın yapılmamasını kesin olarak istediği şeylerdir. Haram kavramıyla eş anlamlı olan Muharrem ve mahzur kavramları aynı şekilde kullanılmıştır.

Alimler Açısından;

Usul ilminde bir şeyin haram oluşu alimler arasında naslar itibariyle ihtilaf söz konusu olmuştur.

Cumhur ulemaya göre gelen naslar kat-i olsun ister zanni delille sabit olsun bir şeyin yapılmasını kuldan yasaklayan bir şey istenirse o haram olur.

Hanefi mezhebine gelince onlar haramın sabit olabilmesi için zan değil kat-i bir delile dayanması şart koşmuşlardır.

Bu sebeple Hanefiler zanni bir delille sabit olan bir hükümün haram değil tahrimen mekruh adını vermişlerdir.

Dinin Asılları ve Şeriatın Vacipleri Açısından Haram;

Kur'an ve sünnete Allah'ın kullarına teklif ettiği hükümler vardır ve bu olumlu ve olumsuz açıdan ikiye ayrılmaktadır.

1- Olumlu Açıdan Teklifi Hükümler: Allah'ın Kur'an ve sünnete emir sigasıyla güzel görmesi, doğru demesi, övmesi ve razı olduğunu ifade etmesi şeklinde gelen naslar kulun kendisiyle sorumlu olduğu meselelerdir. Dinin asılları açısından Allah’ı tevhid ile birlemek, ahirete iman ve benzeri olgular yine bunla beraber şeriatin farzların açısında namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerin eda edilmesi emrin yerine getirilmesi mübah olan şeylerin caiz oluşu bu şekildedir.

2- Olumsuz Açıdan Teklifi Hükümler: Allah'ın yasakladığı, çirkin gördüğü, nehyettiği, pis dediği, içtinab edin dediği, razı olmadığını ifade ettiği, kerih gördüğü, şeytan işi dediği ve buna benzer kavramlar gelen naslara göre ya haram ya mekruh şeklinde olmuştur. Haram eğer dinin asıllarına taalluk ediyorsa küfür,  şirk, tağuta ibadet, inkar, yalanlama ve benzeri şeklinde haram ve ebedi cehenneme sebeb olmakla bereber eğer şeriatın vaciplerine taalluk ediyorsa ki bunlar içki, zina ve benzeri şeyler inkarı olmadığı sürece küfür olmamakla beraber sahibini fasık ismini verir.

Dinin asılları dediğimiz şey Allah'ın tarih boyunca tüm peygambere yüklediği mesaj ve insanların ilk etapta kendileriyle muhatap olduğu dinin ana temelleridir. Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve benzeri şeylere iman etmek farz iken inkarı, hafife alması, hakaret, alay, yüz çevirme şeklinde şirk, küfür işlemek ve tağuta ibadet etmek ise haramdır.

Dinin asıllarına taalluk eden şirk, küfür ve tağut'a ibadet gibi haramların çiğnenmesi kişiyi İslam milletinden çıkaran ve ebedi cehenneme götüren bir olgudur. O kimsenin namaz kılması, oruç tutması ve zekat vermesi onun Müslümanlığı için sabit olmaz. Çünkü din bir bütündür ve kula düşen haram olan şirkten, küfürden, tağut ve benzeri ibadetlerden sakınmasıdır.

Dinin Asıllarında Haramlarda Tekfir;

İfade ettiğimiz gibi her kim dinin asıllarında kelime-i tevhide muhalefet, isyan ederek şirk, küfür işler ya da Allah'tan başka tağut ve benzeri şeylere ibadet ederse bu kimse müşrik ismini alır. Bu kimseler kendi tercih, seçim, baskı ve dayatma olmaksızın bu gibi bir inanç eylem ve söylemlerde bulunursa akidevi bir haram işlediği için İcma ile kafir olmuştur. Bunun dışında zorlama ikrah, işkence, hata, unutkanlık, kasıtsızlık, aşırı sevinç, aşırı öfke ve benzeri sebeplerden dolayı bir kimse küfür ve şirk işlerse kendisi tekfir edilmez. Çünkü bu gibi şartlar tekfirin önündeki engellerdir.

Şunu hemen ifade edelim ki dinin asıllarında küfür, şirk ya da Allah'dan başkasına ibadet edilme söz konusu olduğunda bir kimsenin kalbiyle inkar etmiyor ya da niyeti sorgulama şeklinden sonra tekfir edilir, demek büyük bir cehalet ve mazereti söz konusu olamaz. Çünkü bu şart şeriatın vaciplerine ait bir şarttır dinin asıllarındaki haramın şartı yukarıda ifade ettiğimiz gibi ikrah, unutkanlık, hata, ve kasıtsızlık gibi sebeplerdir.

Dolayısıyla ikrah olmaksızın ve benzeri şerri engeller söz konusu olmadan bir kimsenin küfür sözü küfür fiili işlemesi ya da şüphe ve tereddüt taşıması haramdır ve bunu yapanları tekfir etmek vacip olur.

Şeriatın Vaciplerindeki Tekfire Gelince;

Bu dinin asıllarına taalluk etmeyen ilk etapta kuldan istenmeyen ve sonra farz hükmünü almış meselelerdir. Misal;

Oruç tutmak, zekat vermek, hac ve buna benzer ibadetler dinin aslı değil şeriatın vacipleridir ve bu tarih boyunca peygamberden peygambere ve kavimlerden kavimlere değişiklik arz etmiştir. Dinin asıllarında peygamberlerden peygamberlere kavimlerden kavimlere asla bir değişiklik söz konusu olmamıştır.

Haramın Çeşitleri;

Haram li ayni, Haram li ğayrihi ve Zanni Haram

Allah'ın haram kıldığı meseleler insanların faydasınadır. Çünkü haramın egemen olduğu ülkede zarar, zulüm, kötülük, sansasyonel problemler, adaletsizlik, eşitsizlik ve birçok kötülüklere sebep olmaktadır. İşte bu sebeple haramın çeşitleri olduğu gibi her Mümin haramdan teberri etmekle de mükelleftir.

Allah'ın ortaya koyduğu helal yasalar insanların menfaatine, faydasına, huzur, güven, dayanışma, kalkınma, yardımlaşma ve sevgi gibi birçok hayra sebep olmaktadır. Allah’ın haram yasalarına gelince bu küfre, şirke, Allah'tan başkasına ibadet sosyal problemler, ahlaki problemler, kavga, çatışma, savaş, kan ve benzeri büyük kötülüklere sebep olmaktadır.

1- Haram Li Aynihi: Bu yukarıda ifade ettiğimiz gibi iki şekilde haram vardır;

 Birincisi akidevi haram diğeri ise şeriatın vaciplerinde olan haramdır ve haram li aynihi bizzat kendisinden dolayı haramdır, fiilin bizzati kendisinden dolayı haramlık söz konusudur. 

Akidevi Haram;

Akidevi haram ister itikat ister söz ister amel açısından olsun yada tağut gibi Allah'tan başka ibadet edilenler şirk yada küfür söz konusu olur ve şeri engeller kalkarlarsa tekfir edilmesi vaciptir.

Şeriatın Vaciplerinde Haram;

Bu ise aynı şekilde zatından dolayı haram olan ve bi zat Allah'ın yasak kıldığı şeylerdir.

Zina etmek, içki içmek, adam öldürmek domuz eti yemek gibi şeyler zatından dolayı haram li aynihidir.  Naslarda ki kat-i/kesin ve sarih emir ile haram olan şeyler işleyen kimse dinin asıllarında kafir iken şeriatın vaciplerinde kafir değil fasık ismini alırlar.

2- Haram Li Ğayrihi: Bu mesele başkasından dolayı haram olan şeylerdir. Aslen mübah olan haram olmayan ama kendisine haram olan bir fiil söz ya da benzeri bir şey söz konusu olduğundan dolayı haram olmuştur.

Dinin Asılları ve Şeriatin Vacipleri Açısından Haram Li Aynihi ve Haram Li Ğayrihi;

1- Dinin Asıllarında Haram Li Ğayrihi: Bu aslen mübah olan bir şeyin ister itikatta ister fiilde ister sözlü bir şekilde şirk ve küfür unsurun bulaşması nedeniyle gerçekleşen ve küfür li ğayrihi olarak isimlendirilir. Misal;

Bugün ideolojik eğitim müfredatlarına baktığımızda hem mübah ve güzel şeyler söz konusu olduğu gibi hem de küfür ve şirk olan söz ve fiiller söz konusudur. Nitekim okullar hattı zatında eğitim ve öğretimiyle mübah olan bir şeydir ama okullarda maalesef ideolojik şirk dinleri, tağutların dayatılması yada küfür sözü ve küfür fiilleri dayatılması sebebiyle mubah olan bir şeye haram yada küfrün karışması sebebiyle küfür li ğayrihi olur.  

2- Şeriatın Vacipleri Açısından Haram Li Ğayrihi: Bu da haram kılınan bir fiilin bir sözün başka bir sebepten dolayı haram olmasıdır. Misal;

Çalınan bir elmayı yemek, gasp edilmiş bir toprak üzerinden ekin ekmek, cuma namazının ezanı okunurken alışveriş yapmak ve benzerleri misal olarak verilebilir.  Dolayısıyla asıl itibarıyla mubahtır ama başka sebeplerden dolayı haram li ğayrihi olmuştur.

3- Zanni Haram;

Bu Kur'an ve sünnette ilk etapta illet ve kıyas-ı tespit edilmemiş olan bir meselenin haram mı değil midir konusunda kafa karışıklığına sebep olan bir hükümdür ve bu da hem dinin asıllarında hem de şeriatın vaciplerinde iki şekilde görülmektedir;

1- Dinin Asıllarındaki Zanni Küfür;

Misal: Namazın terki küfür müdür yoksa küfür değil midir? Bu meselede her alim ellerindeki delillere göre tekfir etmek yada tekfir etmemektedir.

Okul meselesi ilk başlarda birçok kimseler tarafından önemli mubah olan eğitim ve öğretim özellikleri sebebiyle küfür sözü ve küfür fiili olması sebebiyle küfür mü değil midir? Konusunda bir kafa karışıklığına sebep olmuştur. Bu sebeble illet ve kıyas bazı insanlar tarafından ilk önce tespit edilemediği için kafa karışıklığına sebep olan bir konudur ne zaman ki illet ve kıyas tespit edilirse ona göre hüküm verilir.

2- Şeriatın Vaciplerindeki Zanni Haram: Misal;

Bu da illeti ilk etabda tesbit edilmeyen ve karışık gibi görünen Kripto paralar birçok hoca bunun haram mı helal mi bilmediklerini söylediklerini duymuştuk. Halbuki bu meselenin illeti tespit edilip ortaya konsaydı bu zannelikten kurtulurduk. Halbuki Kripto illet açısından kumar, israf ve aldatmak üzere kurulmuştur ve bu da kat-i bir şekilde haram olduğunu ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla zanni haram ya da zanni küfür ilk etapta küfür mü değil mi ? Haram mı değil mi? illetin tespit edilmesine ya da bir kıyasa muhtaç olduğu için durak sanan bir durumdur. 

Dinin Asılları ve Şeriatın Vacipleri Açısında Mükellefin Hükmü;

1- Din Asallarından Haram: Bu işlenilen zaruretler ancak şer'i engeller söz konusudur. Yani bir kimse zorlama, işkence, bir organın kesilmesi, unutkanlık, hata, kasıtsızlık ve benzeri şeyler yaptığında bu kimse asla tekfir edilmez ama şeri engel olmaksızın küfür söz ve fili işlenmesi tekfire sebebp olur.

2- Şeriatın Vaciplerinde Haram: Bu oruç, hac ve benzeri inkar etmeksizin Farzların terki yada islamın haram kıldığı içki, zina ve benzeri günahlar helal görmedikce fasık ismi ile isimlendirirler. Zaruretler açısında mubah duruma gelince buna misal;

Şarap içmek haramdır susuzluktan dolayı ölüm tehlikesi varsa icmesi mubah olur. Yine bir kadının avret yerine bakmak haramdır ama tedavi zarureti varsa caiz olur.

Not: Bazı haramlar vardır ki onlar hiçbir zaman mubah olmaz. Misal;

Adam öldürmeye ya da zina etmeye zorlamak yani bir kimse ona zina et yoksa ben seni öldürürüm gibi şeyler asla yapılamaz, caiz değil, ruhsat yoktur ve azimet göstermek zorundadır.

Haramlık İfade Eden Kelimer ve Terkipler;

Kur'an ve sünnetten ister akidevi açıdan ister şeriatın vacipleri açısından olsun gelen olumsuz kelime ve terkipler o şeyi haram kılmaktadır.

1- Dinin Asıllarına Taalluk Eden Kelime ve Terkipler;

Eğer gelen kelime ve terkipler dinin asılana taalluk ediyorsa bu küfür ya da şirk olur. Misal;

Allah'tan başkasına ibadet etmek, şirk, küfür, pis, lanet, gazap, zülüm, cürüm, fasık, yalanlama, inkar, yüz çevirme, ayıplama, alay etme, şakalaşma, kötü görme, hoşnutsuzluk, kibir, öfke, düşmanlık ve benzeri kelimeler söz konusu olduğunda bu küfür olan haramlardır. Şari Allah teala küfür olan bu haramları emir sigasıyla nehyeder ya da bu yukarıdaki terkiplerle açıklar. Dolayısıyla bu emir ve terkipler dinin asıllarını taalluk ediyorsa mutlak açıdan küfürdür şerri engeller olmaksızın kim bu işliyorsa bu kimseyi tekfir etmek vacip olur. Nitekim ayetlerde;

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُواۜ وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ 

 O sözü söylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki küfür sözünü söylediler ve İslamlarından sonra kâfir oldular. (9/Tevbe, 74)

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ 

Andolsun ki: “Allah üçün üçüncüsüdür.” diyenler kâfir olmuşlardır.  (5/Mâide, 73)

وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ

Yahudiler: “Allah’ın eli bağlanmıştır/eli sıkı bir cimridir.” dediler. Söyledikleri (bu çirkin söz) nedeniyle elleri bağlandı ve lanetlendiler.  (Maide:64)

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ 

Andolsun ki sözlerini onlara soracak olsan: “Lafa dalmış, eğleniyorduk.” diyeceklerdir. De ki: “Allah’ı, ayetlerini ve Resûl’ünü mü alaya alıyorsunuz?” (Tevbe, 65)

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ 

Özür dilemeyiniz! Muhakkak ki imanlarınızdan sonra kâfir oldunuz. Sizden bir grubu bağışlasak bile, suçlu günahkârlar olmaları (Tevbe, 66)

2- Şeriatın Vaciplerine Taalluk Eden Kelime ve Terkipler;

İfade ettiğimiz gibi şeriatın vacipleri olan ve dinin asıllarını kapsamayan nehiyler küfür değildir. Haram olmakla beraber kişi İslam milletinden çıkarmaz. Bu sebeple bazı nehiy sigaları vardır ki bu haramdır.  Yaklaşmayın, içtinab edin, kerih, kötü, lanet, öfke, münker, pis, fasık, zulum ve benzeri kavramlar şeriatın vacipleri için kullanıldığında sadece haramdır ve küfrü gerektirmez. Misal;

وَاَنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ 

Allah yolunda infak edin ve (İslami mücadeleden geri kalmak suretiyle) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Kulluğunuzu en güzel şekilde yerine getirin. Çünkü Allah muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever. (2/Bakara, 195)

وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا  

Zinaya yaklaşmayın! Şüphesiz ki o, çirkin bir fahşa ve kötü bir yoldur. (17/İsrâ, 32)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 

Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın pis işlerindendir. Ondan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. (5/Mâide, 90)

Dolayısıyla ister dinin asıllarında olsun ister şeriatın vaciplerinde olsun nehiy sigası varsa ve kast edilen haber cümlelerinde tahrim gerektiriyorsa ya da tehdit de bulunuluyorsa ya da ceza şeklinde söyleniyorsa, kınanma ya da haramlığı ifade eden helalliğe mani bir kelimenin bulunması haram olduğunu ispatlar. Nitekim;

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟ 

Şüphesiz ki yetimlerin mallarını zulümle yiyen kimseler, ancak karınlarına ateş dolduruyorlar. Ve onlar alevleri dehşet saçan ateşe gireceklerdir. (4/Nisâ, 10)

وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟ 

Kim de Allah’a ve Resûl’üne isyan eder ve O’nun sınırlarını çiğnerse, onu içinde ebedî kalacağı ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır. (4/Nisâ, 14)

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ 

(Şu insanlarla evlenmeniz) size haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz kadınlarınızın sizin yanınızda büyüyen çocukları -şayet anneleriyle zifafa girmediyseniz (onların sizden olmayan çocuklarıyla evlenmenizde) sizin için bir günah yoktur- sizin soyunuzdan olan çocuklarınızın eşleri, geçmişte kalanlar hariç iki kız kardeşi (aynı nikâh altında) bir araya getirmeniz... Şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. (4/Nisâ, 23)

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ 

Sizin (İslami usullere uygun olarak) kestikleriniz dışında; leş, kan, domuz eti, Allah’ın adı dışında (bir varlığın) adı anılarak kesilen, boğularak ölen, kafasına vurularak ölen, yüksek yerden düşerek ölen, çarpışma sonucu ölen, yırtıcı hayvanın yediği, putlara kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bu (sayılanlar) fısktır. Bugün kâfirler, dininizden (İslam’ın yok olmasından) ümitlerini kestiler. (Öyleyse) onlardan korkmayın, yalnızca benden korkun. Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için İslam’dan razı oldum. Kim de açlık zamanında zorda kalır ve günaha meyletmeden (sayılanlardan yerse) şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. (5/Mâide, 3)

 

Gürsel Gürbüz

 

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *